KBH & Tedavi Yöntemleri

Bilgiye Sahip Olmak; Sağlıklı, Kaliteli Yaşamak

Böbrek Hastalıkları ve Tedavilerinde Referans Noktası

Bizim sizi, sizin de yakınlarınızı bu bilgilerden haberdar etmemiz önemli bir sorumluluktur. Lütfen dostlarınızı ve yakınlarınızı bu konuda bilgilendirir misiniz?

Böbreklerimizi tanımak ve böbrek hastalıklarından nasıl korunacağımızı bilmek işin başı aslında.

HASTALIĞIN EVRELERİ

Hastalığın evrelerini bilmek, doğru tedavi ve yaşam kalitemiz için önemlidir.

TEDAVİ YÖNTEMLERİ

Milyonlarca kişi doğru tedavi yöntemleri ile sağlıklı aktif bir yaşam sürmektedir.

İLİŞKİLİ HASTALIKLAR

Böbrek hastalıkları ve diyalizle bağlantılı hastalıkları bilelim, önlem alalım.

Böbreklerimizi ve Böbrek Hastalıklarını Tanıyalım

Böbreklerimizi tanımak ve böbrek hastalıklarından nasıl korunacağımızı bilmek işin başı aslında.

Böbreklerimiz 7/24 hiç durmadan çalışır, vücudumuzdaki fazla suyu ve atık ürünleri temizlerler. Bu fazla vücut sıvısı ve atık ürünler vücudumuzdan idrar yoluyla atılır.

Böbreklerimizin ayrıca;

  • Asit – Baz dengesi,
  • Elektrolit dengesi,
  • Hormon üretimi ve yıkımı,
  • Kan basıncı kontrolü,
  • Alyuvar Üretimi,
  • Kemik döngüsü,
  • Lipid metabolizması

konularında önemli görevleri vardır.

Böbrekler işlevlerini yitirmeye, yetersiz kalmaya başladığında yukarıda bahsi geçen görevlerini tam olarak yerine getiremeyecektir. Bu durumda vücudumuz aşırı su toplar ve atık ürünlerde kanda toplanmaya başlar, hormon dengemiz bozulur, kan değerlerimiz düşer, kan basıncımız yükselir, vücudun Ph değeri düşerek asidoz başlar. Bu duruma üremi denir ve kendinizi hasta hissetmeye başlarsınız.

Hemen endişeye kapılmayın; böbreklerinizin yaptığı işi yapacak farklı renal replasman tedavisi seçeneklerine “Tedavi Yöntemleri” bölümünde yer verilmiştir.

Kronik böbrek hastalığına neden olabilecek aşağıdaki gibi pek çok faktör bulunmaktadır;

  • Şeker hastalığı
  • Yüksek kan basıncı (Hipertansiyon)
  • Polikistik Böbrek Hastalığı
  • Sigara ve alkol alışkanlığı
  • Obezite
  • Ailede böbrek hastalığı öyküsü

Her hastalıkta olduğu gibi böbrek hastalığında da erken teşhis çok önemlidir. Aşağıdaki semptomlar, böbrekler sağlıklı çalışmamaya başladığında kanda su ve atık ürünler birikmeye başlaması  ile ortaya çıkar;

  • Böğür ağrısı
  • Yorgunluk
  • İştahsızlık
  • El, yüz ve bacaklarda şişme
  • Nefes darlığı
  • Bulantı ve kusma
  • İdrar miktarında artma veya azalma
  • Yüksek kan basıncı

Kronik böbrek hastalığının ilk aşamalarında doktorunuz Koruyucu Tedavi uygular. Koruyucu tedavide diyet ve ilaç yardımıyla hastalığın seyrini yavaşlatmaya çalışılır. Ancak hastalığınız ilerlemişse böbrek fonksiyonlarının çoğunu yerine getiren bir tedaviye ihtiyacınız olacaktır. Bunun için 3 tedavi seçeneği bulunmaktadır:

  • Böbrek Nakli
  • Periton Diyalizi
  • Hemodiyaliz

Hastalığın Evreleri

Hastalığın evrelerini bilmek, doğru tedavi ve yaşam kalitemiz için önemlidir.

KBH: Kronik Böbrek Hastalığı, böbreklerinizin sizi sağlıklı tutmaya yetecek düzeyde çalışmamasıdır. Erken teşhis çok önemlidir, süreç geriye döndürülemese de doğru tedavi ve yaşam tarzı değişiklikleri ile geciktirilebilir, bazı durumlarda durdurulabilir. Böbrek hastasıysanız, tedaviniz için yapmanız gerekenleri çok iyi öğrenin; doğru tedavi ve yaşam tarzınız  daha sağlıklı kalmanıza yardımcı olur, yaşam sürenizi arttırır. Doktorunuzla sürekli iletişimde olun ve hastalığınızın altında yatan nedenleri kontrol ve takip ederek hastalığın ilerlemesini durdurmak veya en azından yavaşlatmak için birlikte hareket edin.

KBH Evreleri, 5 evreye ayrılmıştır.

(KBH 1-5). KBH evre 3, sıklıkla 3a ve 3b alt bölümlerine ayrılır. Kolay anlaşılabilmesi adına aşağıdaki gibi tanımlanmıştır:

  • Erken Evre : 1’den 3a’ya kadar olan KBH evreleri
  • Geç Evre : 3b’den 5’e olan KBH evreleri

Hastalığınızın ilerleyip ilerlemediğini takip etmeniz için hastalık evrenizi bilmeniz gereklidir. Yaşamınızı buna göre şekillendirmeniz gerekmektedir. Hastalık evresi, Glomerüler Filtrasyon Hızına (GFH) ve Albüminüri düzeyine göre belirlenir. Bundan dolayı, GFH’nın ve Albüminüri’nin ne olduğunu bilmeniz gerekmektedir. Aşağıdaki başlıklarda bu konuda bilgiler yer almaktadır.

Glomerüler Filtrasyon Hızı (GFH), kanımızdaki kreatinin düzeylerini ölçen basit bir kan testi ve bunun yanında yaş, ırk, cinsiyet ve diğer etkenler dikkate alınarak hesaplanabilen böbrek işlevi ölçümüdür.

Doktorlarımız, GFH sayesinde, böbrek hastalığınızın evresini izleyerek tedavinizi planlarlar. GFH değeriniz ne kadar düşükse, hastalığın ilerleme riski bunun tersine o kadar yüksektir.

GFH’na kadar, albüminüri düzeyi de hastalığınızın evresini takip için önemlidir.

Albumin, normalde kanda bulunan bir protein türüdür. Vücudumuzun bu proteine her zaman ihtiyacı vardır. Protein, kas yapısına, doku tamirine ve enfeksiyonla savaşmaya yardımcı olan önemli bir maddesidir. Fakat proteinin idrarda değil kanda bulunması gerekir. İdrarda albümin (protein) varsa, buna “albüminüri” veya “proteinüri” denir. Böbreğimiz sağlıklı ise, albüminin kandan idrara geçmesine izin vermez,. hasarlı ise albüminin idrara geçmesine izin verir.

Albüminüri, idrarda aşırı miktarda protein olduğu ve böbreklerinizin kanınızı yeterince iyi süzmediği anlamına gelir. Albüminüri, idrarınızda protein bulunup bulunmadığını görmek için basit bir idrar ölçüm çubuğu kullanılarak belirlenebilir. Albüminüri düzeyiniz ne kadar yüksekse, hastalığınızın ilerleme riski o kadar yüksektir.

Kronik Böbrek Hastalığı evreleri 1 – 3a arasını Erken Evre olarak tanımlanır. Bu evrede çoğu kişide neredeyse hiç belirti görünmez ya da çok az şikayetler vardır, işte bu da KBH’nin düzeyinin saptanmasını zorlaştırır. Bu nedenle KBH şüphesinde erken teşhis çok önemlidir. Bu erken evrelerde uygun tedavi uygulanması hastalığı yavaşlatır, hatta önleyebilir Bu nedenle hangi evrede hangi belirtiler olabileceğini  ve yapabileceklerinizi bilmek çok önemlidir.

Erken Evre Belirtileri

KBH Evre 1: Bu  evrede Glomerüler Filtrasyon Hızı (GFH), 90 ml/dk vey üzerinde bir seviyededir. KBH’nın en hafif biçimi olduğundan ve etkilenen kişiler herhangi bir işaret ya da belirti yaşamayabilirler ve teşhiste zorlanılabilir.

KBH Evre 2: Böbrek hasarı nedeniyle bu evrede GFH, 60-89 ml/dk seviyesine düşer. Bu evrede de böbreklerin hasar gördüğünü gösterecek kadar belirti olmaz.

KBH Evre 3: Bu seviyede kişi orta derecede börek hasarına sahiptir.

3a’da, GFH, 45-49 ml/dk düzeyindedir ve hasta yine buna ilişkin belirtiler göstermeyebilir.

Geç Evre

Evre 3b – 5 arası KBH’nın geç evreleridir. Bu evrede böbreklerinizin işlevi ciddi ölçüde düşer. Böbreklerimizin işlevlerini yerine getirememesinden dolayı vücudumuzda aşırı su ve kanda atık ürünler birikir, üremi oluşur.

Bu geç evrede, her şeyin dikkatle yapılması önemlidir, aksi takdirde hastalık böbrek yetmezliğine kadar gidebilir. Böbrekler artık yeterli çalışmıyor duruma geldiyse, böbreğin işlevi normalin %10-%15 seviyesine gerilerse, diyaliz veya böbrek nakli yoluyla kayıp işlevler karşılanır.

KBH Evre 3b geç evreye dahildir. Bu evrede orta derecede böbrek hasarına oluşmuştur ve GFH 30-44 ml/dk düzeyindedir. Belirtiler daha nettir; düşük kan sayımı, yetersiz beslenme, kemik ağrısı, vücutta karıncalanma ya da  hissizlik, odaklanmada zorluk ve genel olarak kendini kötü hissetme gibi belirtiler görülür.

KBH Evre 4‘de böbrekte ilerlemiş hasar söz konusudur, GFH  15-30 ml/dk düzeyindedir. Yukarıdaki belirtilere ek olarak en yaygın belirtilerin başında kemik hastalığı, huzursuz bacaklar, cilt kaşıntısı ve anemi gelir.

Anemi; kanımızdaki alyuvar eksikliğinize bağlı olarak gelişen yorgunluk, konsantrasyon güçlüğü, iştah kaybı, vücudumuzda özellikle bacaklarda ve gözlerin çevresinde şişkinlik, nefes darlığı ve soluk cilt demektir.

KBH Evre 5‘de yüksek böbrek hasarı nedeniyle GFH 15 ml/dk ya da daha alt düzeydedir.  Böbrekler neredeyse tüm çalışma yeteneğini kaybettiğinden böbrek nakli gerekir.

Tedavi Yöntemleri Nelerdir?

Milyonlarca kişi doğru yöntemler ile sağlıklı aktif bir yaşam sürmektedir. Doktorlarımız sizlere, başarı ile uygulanan 3 tedavi yönteminden en uygununu önereceklerdir.

Diyaliz, böbreklerin en temel işlevinin karşılanmasını sağlayan bir işlemdir.

  • Vücudumuzdaki fazla suyun atılması ve
  • Kanda biriken atık ürünlerin uzaklaştırılması.

Diyaliz, doğru beslenme ile de desteklenmelidir. Doğru ve size özel planlanmış bir beslenme programı ile vücudunuzdaki su ve atık madde seviyelerini kabul edilebilir düzeyde tutmanız mümkündür.

Bunun yanısıra doktorunuzun önerisi doğrultusunda Böbreklerinizin sağlayamadığı, alyuvar hücrelerinin üretilmesi ve kemiklerinizin güçlü tutulması için işlevleri karşılığı ilaçlarla sağlanabilir.

Böbrek hasarına bağlı olarak böbrekleriniz fonksiyonlarını yerine getiremediğinde uygulanabilecek 3 tedavi yöntemi bulunmaktadır.,

  • Hemodiyaliz
  • Periton Diyalizi
  • Böbrek Nakli

Doktorunuz ile size uygun en doğru tedavi yöntemini seçmelisiniz.

FETHİYE DİYALİZ MERKEZİ olarak sizlere, uzman kadromuz, modern teknolojiye sahip ekipmanlarımız ve kendinizi evinizde hissedeceğiniz konforda Hemodiyaliz Tedavisi hizmeti sunuyoruz.

Hemodiyaliz, vücudun dışında gerçekleşir. Bir damar erişim yolu aracılığı ile kan dışarı alınır ve temizlendikten sonra bu damara geri verilir.

Fistül: Hemodiyalizde  yeterli miktarda kanın temizlenmesi yüksek hacimde kan akışına imkan vermesi için bir atardamar ve toplardamarın birleştirilmesi ile oluşturulan damar erişim yoludur.

Periton Diyalizi, vücudun içinde gerçekleşir. Hastanın karın boşluğuna küçük bir ameliyat ile yerleştirilen, ince, yumuşak, silikondan yapılmış kalıcı bir tüp (kateter) aracılığı ile verilen özel olarak hazırlanmış bir solüsyon ile, hastanın kendi karın zarı(periton) kullanılarak hastanın kanının zararlı maddelerden arındırılması ve vücuttaki sıvı dengesinin sağlanması işlemidir.

Kateter, bir vücut boşluğuna, damarına veya kanalına sokulabilen bir tüptür. Bu sayede kateterler cerrahi aletlerle beraber drenaja, sıvıların zerk edilmesine veya dışarı çıkarılmasına yardımcı olur. Birçok kullanım durumunda kateter dar ve esnek bir tüp olmasına rağmen bazı durumlarda geniş ve sert tüpler de kullanılmaktadır.

Alıcılar için, bağışlanan bir böbrek tüm kronik böbrek hastalarının daha özgür, diyet kısıtlaması olmadan yaşamalarına imkan sağlayan çok önemli bir konudur. Nakil konusu yeterli bilgi, Uzman Doktorlarla ciddi değerlendirme gerektirir. Bu konuda sizi bir miktar aydınlatmak isteriz.

Böbrek nakli nedir?

Hepsi olmasa da (ayrı yazılacak) hemen hemen tüm kronik böbrek hastaları nakil için uygundur. Fakat bunun için ilk adın (adım) nefroloğunuzla değerlendirmede bulunmaktır, çünkü sizin genel sağlık ve böbrek  durumunuzu en iyi bilen kendisidir.

Nefroloğunuz adaylığınızı onaylar ve nakle karar verilirse gerekli kontroller ve testleriniz tamamlandıktan sonra canlı bir vericiden nakil olabilirisiniz veya kadavradan (vefat eden biri) böbrek almanız için ulusal organ nakli listesine katılırsınız.

Doku  uyumu gerekir?

Donör (Verici) ve alıcının, alıcının vücudunun nakledilen böbreği reddetme riskini ortadan kaldıracak şekilde kan grubu ve doku uyumunun olması gerekir. Bu nedenle nakil ameliyatı öncesi uyum kontrolü için laboratuvar testleri uygulanır.

Alıcı ve Verici Olmak

Bildiğiniz gibi böbrek naklinde böbrek, yaşayan bir yakınınızdan veya kadavradan alınmaktadır. Yaşayan bir bağışçıdan böbrek alımı kanunlarla düzenlendiği şekli ile ailenizden birisinden, eş, veya arkadaşınız gibi bir yakınınızdan olabilir.

Yaşayan birisinden naklin en büyük avantajı, bağış yapmak isteyen kişinin doku uyumu olması halinde işlemin hemen gerçekleştirilebilmesidir. Kadavradan nakilde ise, ulusal nakil listesine kaydolmuş olmanızı ve uyumlu bir böbrek bağışlanana kadar sabırla beklemenizi gerektirir.

Böbrek Bağışlamak İsteyenlerin Bilmesi Gerekenler

Donör’ün (Verici) sağlıklı böbreklerinden birinin alınması için yapılan ameliyat konusunda tüm riskleri doktorlardan öğrenmiş olması gerekir. Diğer (kalan) böbreğin atıkların filtrelenmesi konusunda yeterli olacak sağlıkta olduğu teyit edilmeli ve ameliyat sonrası da bu görevi yeterince yerine getirip getiremediği periyodik olarak izlenmelidir.

Nakil Ameliyatı

Böbrek bulunduğunda böbreklerinizin ve vücudunuzun daha fazla hasar görmemesi için nakil ameliyatının en kısa sürede yapılması gerekir. Kadavradan temin edilen böbrekte ise zorunlu olarak, saatler içinde operasyon gerçekleştirilmelidir.

Sağlanan böbreğin durumu kontrol edilir ve eğer kendi böbreğinizde enfeksiyon yoksa, yerinden çıkarılmaksızın yenisi onun yanına yerleştirilir, atar ve toplar damar bağlantısı yapılır.

Yan Etki (Komplikasyon) İhtimali

Nakil için tüm potansiyel riskleri bilmelisiniz;

  • Yeni böbreğin reddedilmesi,
  • İşlevsellik,
  • Böbreğin Ömrü

Böbreğin vücudunuz tarafından reddedilmesi riskini azaltmak için bağışıklık sisteminin baskılanmasına yönelik ilaçlar verilir. Doktorunuz tarafından verilen bu ilaçların zamanlı ve dozunda kullanılması hayati önem taşır. Bu ilaçlar bağışıklık sisteminizi baskılayacağından başka hastalıklara karşı açık duruma gelebilirsiniz, bu nedenle ameliyat sonrası enfeksiyonlardan korunmak için kendinize dikkat etmeniz gerekecektir.

İşlevsellik de diğer önemli bir konudur. Ameliyat sonrası yeni böbreğin çalışmaya başlaması genelde hemen olurken bazı durumlarda birkaç günü bulabilir. Bazen normal işlevine  başlaması için diyaliz desteği gerekir.

Nakledilen böbreklerde zaman içinde işlevini yitirecektir. Genelde ömrü yaklaşık 10-15 yıl arasındadır. Sonrasında diyalize dönme ihtimali ortaya çıkabilir veya yeniden organ nakli yapılabilir.

Nakil gibi önemli olan bir konuda nefroloğunuz ile sürekli iletişimde olmanızı tavsiye ederiz. FETHİYE DİYALİZ MERKEZİ olarak nakil veya diğer tüm konularda her zaman yanınızdayız.

İlişkili Hastalıklar

Hastalıklara karşı önlem almak, tedavi sürecinden daha zahmetsizdir. Bunun için diyalizle bağlantılı hastalıkları bilmemiz gerekir.

Diyabet, halk ağzı ile şeker hastalığı çoğu insanın düşündüğü gibi çok şeker yemekten kaynaklanmıyor. Diyabet, yüksek kan şekeri ya da glikozun sebep olduğu metabolik hastalıklar grubudur. Ya vücudumuzun hücreleri, üretilen insüline olması gerektiği gibi yanıt vermiyordur ya da pankreas yeterince insülin üretemiyordur.

İnsülin, kan şekeri seviyesini düzenlemekten sorumlu bir hormondur. Diyabette bu seviye düzenlenemez ve  kan dolaşımımızda glikoz birikir.

Tip 1 Diyabet, çocuklarda, gençlerde daha yaygındır, genetik nedenlerle veya otoimmün sebeplere bağlı olarak pankreasın insülin üretememesi halinde aniden gelişebilir.

Tip 2 Diyabet‘te ise yeterli insülin üretilemiyordur  veya vücudumuz üretilen insülini düzgün kullanamıyordur. Bazen de 2 durum birlikte görülebilir. Tip 2 diyabet en sık karşılaşılan diyabet türüdür. Ailesinde diyabetli olması, stres, obezite, pankreas hastalıkları, fiziksel hareketsizlik ve olumsuz yaşam tarzı başlıca risk faktörleridir.

Diyabetin Belirtileri

Hastalık başlangıçta yavaş geliştiğinden belirtilerde net olmaz, hastalık anlaşılamayabilir. Tip 2 Diyabette en  yaygın belirtiler; sık idrara çıkma, çok sık su içme, artan açlık hissi, yorgunluk, sinirli ruh hali, sık enfeksiyon, yaraların  geç iyileşmesi, kuru ve kaşıntılı cilttir.

Tip 1 diyabette bu belirtiler haftalar, bir kaç ay gibi daha kısa sürelerde ortaya çıkabilir.

 

Diyabetin Gelişimi ve Riskler

İnsülinin en önemli fonksiyonu, şekeri, nişastayı ve diğer gıdaları, hücrelerimizin çalışması için ihtiyaç duydukları enerjiye dönüştürmektir. Aksi takdirde hücreler enerjiyi alamaz ve kanımızda şeker birikerek sağlığımıza zarar verir. Bu zarar 10-20 yıl gibi sürelerde karşımıza çıkabilir.

Eğer diyabet zamanında fark edilmez veya tedaviye yeterince riayet edilmez ise yüksek kan şekeri seviyesinin uzun süre seyretmesi durumunda kalp-damar sisteminde, sinir sisteminde, böbrekler ve gözlerde kalıcı hasarlara neden olmaktadır. Bunlar kendini damar sertliği, kalp yetmezliği, görme kaybı, nöropati denilen his kusurları ve böbrek yetmeziliği olarak göstermektedir.

Diyabet, ülkemizde ve dünyada böbrek yetmezliğinin en yaygın nedenidir ve diyalizdeki yaklaşık her dört kişiden birinde diyabetik böbrek hastalığı (diyabetik nefropati) görülür.

Nasıl Tedavi Edilir?

Diyabet tamamen tedavi edilebilen bir hastalık değildir, tıbbi tedavi ve yaşam tarzı değişiklikleri ile kontrol altına alınabilen kronik bir hastalıktır. İyi bir diyabet kontrolü, hipoglisemiye (aşırı kan şekeri düşmesi) neden olmayacak şekilde kan şekeri seviyesinin normale olabildiğince yakın tutulması ile sağlanır. Tedavinin bileşenleri;

  • Kişiye özel beslenme programı
  • Kişiye özel egzersiz programı
  • Tıbbi tedavi (tablet veya enjeksiyon)
  • Tıbbi kontrollerini düzenli yaptırmak
  • Diyabetik yaralar konusunda gerekli tedbirleri almak

 

Ek Bilgiler

Metabolik hastalıklar; protein, karbonhidrat ve yağ asitlerinin sentezi ya da yıkımı ile ilgili bozukluklar sonucu gelişen patolojik tablolardır. Çoğu, otozomal resesif kalıtılan bu hastalıklar, akraba evliliğinin sık olduğu ülkemizde öncelikli olarak akla gelmelidir.

İnsülin’in hap olarak alınamamasının, deri altına enjekte edilmesinin nedeni bir protein olmasıdır. Hap olarak alınsaydı sindirimde parçalanarak hemen vücuttan atılırdı.

Kardiyovasküler Hastalık

Kardiyovasküler sistem, Kalp ve damarlarımızın (atardamar ve toplar damar) oluşturduğu kapalı devre sistemdir. Merkezde kalbin pompalama gücü ile çalışan, atardamarlar ile organ ve dokulara oksijen ve besleyici maddeleri götüren, toplardamarlar ile organ ve dokulardaki karbondioksit ve atık maddeleri akciğer ve karaciğere getiren, vücudun en temel sistemidir.

Aslında tek bir hastalık olarak tanımlamak mümkün değildir; etkenleri arasında yüksek tansiyon, damar tıkanıklığı, diyabet, böbrek yetmezliği ve diyaliz gibi bir dizi hastalığı içeren genel bir tanımlamadır. Kardiyovasküler hastalıklar tüm dünyada ve diyaliz hastalarında en başta gelen ölüm nedenidir. Bu hastalık için risk faktörleri;

  • Erkek cinsiyet
  • Tütün ve alkol kullanımı
  • İleri yaş
  • Aile hikâyesi
  • İş yeri şartları
  • Hiperlipidemi (kan yağlarında yükseklik)
  • Diyabet
  • Hipertansiyon
  • Böbrek yetmezliği
  • Sedanter yaşam
  • Beslenme alışkanlıkları ve obezite

Toksin ve bakterilerinin de kalp bölümlerinin hasar görmesinde önemli rolü olabileceği unutulmamalıdır.

Diyaliz Hastaları İçin Riskler

KBH, kardiyovasküler hastalık gelişimi riskini maalesef yükseltir, diyaliz tedavinize düzenli gitmeniz, doktorunuzun tavsiyelerini eksiksiz yerine getirmeniz çok önemlidir.

Yukarıdaki risk faktörlerine ilave olarak diyaliz hastasının dikkat etmesi gerekenler;

  • Diyaliz seanslarına eksiksiz ve tam süreli olarak riayet etmesi
  • Öncelikle tuz kısıtlamasını iyi yaparak, her iki diyaliz seansı arasında aldığı sıvı miktarını iyi ayarlaması
  • Verilen diyet programı ve düzenli ilaç kullanımı ile kalsiyum fosfor dengesini bozmaması
  • Protein (Albümin) değerlerini yüksek tutacak şekilde beslenmesi
  • Hipertansiyon ve diyabet kontrolünü iyi yapması
  • Bünyesine uygun egzersizlerini aksatmaması
  • Sigara içilmemesi

KBH Olanlarda Tedavi
Kardiyovasküler hastalıklarda beslenmenin rolü de çok büyüktür. Bu nedenle Nefroloğunuz, böbrek bakımı konusunda da uzman bir diyetisyen ile birlikte bir beslenme planı oluşturmanızı önerecektir.  Nefroloğunuz ve Diyetisyeninizin önerilerini uygulamanız halinde diyalizle ve kardiyovasküler hastalıkla birlikte yaşam kalitenizi koruyabilir, iyi bir yaşam sürdürebilirsiniz.

Özel Fethiye Diyaliz Merkezi